...

Kendi içimdeki kuraklığın esiri olmadan,gözümden yüreğime süzülen ufacık bir yaşın bile harikalar yaratmasını bekler durumdayım.Peki ama bu yaşın kaynağımıdır kuraklığın sebebi,yoksa kuraklık yüzünden gelme ihtiyacı duyan,o ufacık damlanın kendisimidir...
İnsan mıdır düşünebilen ve hissedebilen,yoksa düşünceler ve hislermidir kendini hissettiren.O kadar zor bir soru ki..Ama yinede en güzel cevap,hislerin bizi hislendirdiğidir.Eğer insan hissedebilen olsaydı,bunu yaşamadanda yapabilirdi.Her yemeğin tadını yemeden bilmek,her güzelliğin ve kötülüğün doğurabileceği hisleri yaşamadan bilebilmek...
Ne kötüdür istemeden sadece anlamak,öğrenmek için birşeyler yaşamak zorunda kalmak..Güzel olansa sadece istisnai olarak güzel duygularla başbaşa kalmaktır.Peki sonu nereye çıkar,bu nasıl derstir,nasıl bir problemdir ki cevabından yola çıkarak başka problemleri daha kolay çözelim..Demekki cevaplanması gereken problem,yaşananlar değilde doğurduğu sonuçlardır.
Cesaret,kötü şeyleri aşıp güzel birşeyle karşılaşma duygusunun verdiği haz mıdır,yoksa daha fazla güzelliğinin olabileceğini düşünerek yeni kötülüklere,umutsuzluklara,çaresizliklere,hayat kırıklıklarına doğru tekrar yola çıkabilmek midir...
Gerçeklik dokunmak,tatmak,görmek değildir,ufacık bir duyguyu gerektiği gibi hissedebilmektir.

14 Ocak 2010 Perşembe

...


Hayallere dalmış düşünürken,hırçın dalgaların kayalara vurmasıyla etrafa saçılan su damlalarından bir tanesinin özgürlüğü yüzüme çarparak sona erdi.Bir an kendime geldim,irkildim...Bir damla su sıçraması değilde,koca denizde boğuluyorum sanmdım.zaten durumumda pek farksız değil diye düşündüm.İyide bir su damlası gibi kendi denizimden kurtulup özgürlüğüme kavuşamaz mıydım...Peki ya benim özgürlüğümde bu kadar kısa sürerse,tadına hiç bakamadan elimden alınırsa ne yapardım,ne yapabilirdim...Bunları şimdi mi düşünmem gerekiyordu,yoksa her zamanki gibi boğulmaya devam etmek mi gerekiyordu...

Zaman ilerledi,hayal değilde düşüncelere daldım bir süre.Bütün vücudumda hissettiğim yorgunluk,ağırlık artık sadece düşüncelerimdeydi.Neden düşünmeden yapamıyordum,neden herşeyi ölçüp tartmak zorundaydım.Korkuyormuydum yoksa yapamayacağımdan çok mu emindim...

Artık zamanı gelmişti.Hiçbir denizde boğulmaya niyetim yoktu,sabrımda kalmamıştı.Bu değildim ben,cesurdum,kararlıydım,istekliydim...Bunları benden alan şeye olacaktı ilk savaşım;çaresizliğe,umutsuzluğa...

Ani bir hareketle kendimi denizin içinde buldum.Yüzüme çarpan o su damlasının verdiği irkilme,kendine gelme hissinin yerini bambaşka bir duygu kaplamıştı içimi.Yüreğime ektiğim umut tohumu ilk filizini vermişti...

1 yorum:

  1. Love this... shows a strong character who in spite of everything can stand against all the odds and say I am not going down without a fight...
    sen hep yaz, bizde hep okuruz :)

    YanıtlaSil