...

Kendi içimdeki kuraklığın esiri olmadan,gözümden yüreğime süzülen ufacık bir yaşın bile harikalar yaratmasını bekler durumdayım.Peki ama bu yaşın kaynağımıdır kuraklığın sebebi,yoksa kuraklık yüzünden gelme ihtiyacı duyan,o ufacık damlanın kendisimidir...
İnsan mıdır düşünebilen ve hissedebilen,yoksa düşünceler ve hislermidir kendini hissettiren.O kadar zor bir soru ki..Ama yinede en güzel cevap,hislerin bizi hislendirdiğidir.Eğer insan hissedebilen olsaydı,bunu yaşamadanda yapabilirdi.Her yemeğin tadını yemeden bilmek,her güzelliğin ve kötülüğün doğurabileceği hisleri yaşamadan bilebilmek...
Ne kötüdür istemeden sadece anlamak,öğrenmek için birşeyler yaşamak zorunda kalmak..Güzel olansa sadece istisnai olarak güzel duygularla başbaşa kalmaktır.Peki sonu nereye çıkar,bu nasıl derstir,nasıl bir problemdir ki cevabından yola çıkarak başka problemleri daha kolay çözelim..Demekki cevaplanması gereken problem,yaşananlar değilde doğurduğu sonuçlardır.
Cesaret,kötü şeyleri aşıp güzel birşeyle karşılaşma duygusunun verdiği haz mıdır,yoksa daha fazla güzelliğinin olabileceğini düşünerek yeni kötülüklere,umutsuzluklara,çaresizliklere,hayat kırıklıklarına doğru tekrar yola çıkabilmek midir...
Gerçeklik dokunmak,tatmak,görmek değildir,ufacık bir duyguyu gerektiği gibi hissedebilmektir.

22 Ocak 2010 Cuma

...


Çok farklı insan görmüşüzdür,farklı yüzler.farklı karakterler v.s.Hangileri gerçekti?Maddesel olarak gerçekliğini ispatlayabildiğimiz onca canlı...
Materyalizm herzaman duyu organlarının algılayabildiklerini gerçek olarak kabul eder.Bunun tartışmasıda çoğunlukla din konusuyla son bulur.Peki farklı bir açıdan bakılsaydı...Yani gördüğümüz,tanıdığımız herhangi bir insanın gerçekliğini farklı şekilde algılamaya çalışsaydık...
Gördüğümüz,dokunabildiğimiz,sorularımıza,konuşmalarımıza karşılık alabildiğimiz her insan sadece maddesel olarak vardır ama gerçeklik farklı bir kavramdır.Somut varlığıyla soyut varlığını harmanlayıp özümseyemeyen hiç bir insan gerçek değildir.Böyle insanlar sadece vücuduna hükmeden bir beyin ve maddeselliğini oluşturan doku,organ ve sistemlerden oluşmuş basit varlıklardır.Beyin,vücutta herşeyi yöneten,kontrolü elinde bulunduran çok önemli bir organdır doğru ama beynimizede hükmeden bir şey olmak zorundadır.En büyüğünü ıspatlayamadığımız sürece,her zaman daha büyük bir patron vardır.Peki beynimizden daha büyük olan nedir...
Tüm gün boyunca her birkaç saniyede bir göz kapaklarımızı kapatıp açmayı düşünerek yapmayız bunu.Kendiliğinden oluverir ama istediğimiz zaman buna engel olabiliriz.Aşırıya kaçtıkça takıntı haline gelmeside olağan bir durumdur ama burdaki amaç beyinin bizden bağımsız olarak üstlendiği bazı basit görevleri soyut bir isteme eylemiyle kontor altına alabiliriz.Her durum için pek mümkün değildir yada gerçekleşmesi zordur(kalp atışı gibi).Ama gerçek olan birşey vardır ki,bunlar duygulardır.İnsanın soyut bir düşünceyle somut bir maddeye hükmedebilmesi gibi.
Maddesel varlığını,kendi iradesiyle kontrol altına alabilen insanlar gerçektir.Diğer insanlar sadece vardır...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder