
Gökyüzü daha bir berraktı sanki.Ay,kendini sergilemek istercesine,daha çok yaklaşmış gibiydi.Yıldızlar tek tek sayılmayı beklediklerini çoktan hissettirmişlerdi bile.
O güzel mavi gecenin büyüsüne kendimi kaptırmış,sadece bakıyordum etrafa.Kurumuş ağaç dallarının arasında,ordan oraya uçan ufacık bir kuş ilişti gözüme.Dikkat çekmemesi imkansızdı çünkü o kadar canlı ve parlak renkteydiki...
Ne yaptığını anlamaya çalışıyordum ama bunu sadece hareketlerinden anlamam imkansız gibiydi.Çıldırmış gibi sadece aynı yörüngede uçup duruyordu.Bu kadar güzel bir kuşun böyle ıssız bir yerde bu kuru ağaçların arasında ne işi olabilirdi...
Derin bir nefes alıp,kuru kabuklarının sırtıma batmasına aldırmadan,arkamdaki ağacın gövdesine yaslandım ve izlemeye devam ettim.Sanki tanımak ister gibi her dalı tek tek geziyordu,hepsini gezdikten sonra yine baştan başlıyordu.İyi ama amacı ne olabilrdi ki,böylesine kuru,bakımsız agaçların o güzel kuşa nasıl bir faydası olabilirdi...
Bir ara gözden kayboldu ama çok geçmeden gagasında bir tutam yeşillikle ortaya çıktı.Getirdiği yeşilliği,dallardan birinin üzerine bıraktıktan sonra yine kayboldu ve sonra yine aynı sahne...Uzunca bir süre bu kısır döngüye şahit oldum.
Güneş doğmuştu artık,karanlık yerini gün ışığına bırakmıştı.Güzel kuş artık gitmişti ama tüm gece uğraşıp geride bıraktığı manzara inanılmazdı.Karşımda artık mükemmel bir yeşillik vardı.İnsana büyük umutlar vadeden,imkansızlık kavramını bir anda silip atan güzel bir manzara vardı karşımda.Bir sonraki gece çok güzel olacağı kesin olan,harika bir görüntü.O ufacık kuş yapmıştı bunu.Sadece bir gecede bütün ağaçları yeşertmişti.Dallarına bıraktığı otlar ağaçlarla bütünleşip tekrar can bulmuşlardı...
Artık o kadar güzel umutlarım vardı ki...Ve bunların sadece umut ve hayal olmasını gerektiren hiçbirşey kalmamıştı.O kuru ağaç gövdesine yaslanmak yerine,toprakla bir olmuş güzel çimenlerin üzerine bırakmıştım kendimi ve daha çok şey öğrenebileceğim inancıyla bu gece yine bekleyecektim onu...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder