...

Kendi içimdeki kuraklığın esiri olmadan,gözümden yüreğime süzülen ufacık bir yaşın bile harikalar yaratmasını bekler durumdayım.Peki ama bu yaşın kaynağımıdır kuraklığın sebebi,yoksa kuraklık yüzünden gelme ihtiyacı duyan,o ufacık damlanın kendisimidir...
İnsan mıdır düşünebilen ve hissedebilen,yoksa düşünceler ve hislermidir kendini hissettiren.O kadar zor bir soru ki..Ama yinede en güzel cevap,hislerin bizi hislendirdiğidir.Eğer insan hissedebilen olsaydı,bunu yaşamadanda yapabilirdi.Her yemeğin tadını yemeden bilmek,her güzelliğin ve kötülüğün doğurabileceği hisleri yaşamadan bilebilmek...
Ne kötüdür istemeden sadece anlamak,öğrenmek için birşeyler yaşamak zorunda kalmak..Güzel olansa sadece istisnai olarak güzel duygularla başbaşa kalmaktır.Peki sonu nereye çıkar,bu nasıl derstir,nasıl bir problemdir ki cevabından yola çıkarak başka problemleri daha kolay çözelim..Demekki cevaplanması gereken problem,yaşananlar değilde doğurduğu sonuçlardır.
Cesaret,kötü şeyleri aşıp güzel birşeyle karşılaşma duygusunun verdiği haz mıdır,yoksa daha fazla güzelliğinin olabileceğini düşünerek yeni kötülüklere,umutsuzluklara,çaresizliklere,hayat kırıklıklarına doğru tekrar yola çıkabilmek midir...
Gerçeklik dokunmak,tatmak,görmek değildir,ufacık bir duyguyu gerektiği gibi hissedebilmektir.

13 Ocak 2010 Çarşamba

...


Sis adeta bulutlarda yürüme hissi veriyordu o ıssız ve karanlık sokakta.Saat yine geceyarısını geçmişti ve ben yine nedenini bilmediğim bir şekilde bilinmezliğe doğru yürüyüşe çıkmıştım.Soğuktan üşüyen ellerimi sadece zaman zaman tek gözümün üzerine düşen perçemimi düzeltmek için çıkarıyordum cebimden.Adımlarım ilerledikçe sanki arayışımın netleştiğini hisseder olmuştum ve hissettiğim bu netlik adımlarımın hızlanmasına sebep oldu.Bir ara durup soluklanmak istedim.Sebepsiz bir alışkanlık yüzünden,herzaman olduğu gibi yarısı boş sigara paketi ve kibrit elimdeydi yine.Sigaramı yakmak için,o küçücük kibritin ucundaki baruttan çıkan ateş sanki bir anda sokakla aynı karanlıktaki yüreğimide aydınlatır gibi olmuştu.Bir yudum dumanı ciğerlerime soluduktan sonra,sadece kendi çevresini aydınlatma yeteneği olan sokak lambasının direğinin dibinde tanıdık bir sima gözlerime ilişti...

1 yorum: